TÜRKİYE SİGARA SEKTÖRÜNDE KAÇAKÇILIĞIN YERİ – Sedat GÜNER

yazar: Dergi Eitörü tarih: Nisan 14th, 2012 kategori: Genel, Gümrük Kaçakçılığı

Sigara ve içki kaçakçılığı sadece Türkiye’nin değil, ABD’den Çin’e kadar pek çok ülkenin sorunudur. Ülkemizin sigara sahteciliği ve kaçakçılığında nasıl bir cennet olduğunu, son yıllarda yapılan operasyonlar bize bir kez daha gösteriyor.
Avrupa Birliği (AB) makamları, ABD’li sigara şirketlerinin Doğu Avrupa ülkelerine iç tüketimleri için gerekenden fazla sigara ihraç ederek, bu ülkelerden AB üyesi ülkelere sigara kaçakçılığı yapılmasına göz yumduklarını, ileri sürmektedir. AB, daha öncede R.J. Reynolds ile dünyanın en büyük sigara üreticisi Philip Morris aleyhine kaçakçılık davası açmıştı. Avrupa Konseyi’nin 2000 yılı tahminlerine göre, Avrupa’da en büyük kaçakçılık, sigarada yapılmaktadır. Bu kaçakçılığın yıllık boyutunun 90 milyar Euroya ulaştığı ve İngiltere’de sigara pazarının yüzde 15-20’sinin kaçak olduğu belirtilmektedir. ,
Dünya Gümrük Örgütü verilerine göre, sahte ve kaçak sigaranın tüm dünyadaki vergi kaybı 30 milyar doları bulmaktadır. Dünya pazarının yüzde 15’i ise sahte ve kaçak sigaradan oluşmaktadır. Türkiye’de de sigara pazarının tahminen yüzde 10-15’i sahte ve kaçaktır.
Emniyet kaynaklarında yıllar itibarıyla sigara kaçakçılığı olay sayısında azalma görülse de yakalanan sigara paketi sayısındaki artış dikkat çekmektedir. Resmî rakamlar ile gerçek rakamlar arasında büyük farklar bulunmaktadır.

6 Yılda 12 Milyon Paket Kaçak Sigara Yakalandı
Yıl Olay Sayısı Yakalanan paket Adedi
1999 742 931.290
2000 924 2.134.023
2001 568 2.775.768
2002 538 1.967.332
2003 1.120 3.640.545
2004 592 4.315.774
TOPLAM 4.484 15.764.732
(*) Emniyet Genel Müdürlüğü verileri

ABD’li bir sigara şirketinin 4 yıl önce BM ambargosunu delerek Irak’a sigara soktuğu belgelenmiştir. Bunun üzerine, davadan kurtulmak isteyen ABD’li sigara devi, Avrupa Birliği Komisyonu’nun sigara ile mücadelesi için 1 milyar 200 milyon dolar ödemek zorunda kalmıştır. Kaçakçılığın artması, kaçak sigaranın Türkiye üzerinden Avrupa’ya dahi gitmeye başlaması İsrail, İtalya, Belçika gümrükleri ile Avrupa Komisyonu’nda da sıkıntı yaratmıştır. Bu ülkeler ve Avrupa Komisyonu, önlem alınmasını istemiştir. ,
Türkiye’de kontrolü zor doğu sınırlarından ya da Akdeniz sahillerinden yapılan kaçak sigara ticareti, son yıllarda giderek daha organize ve daha büyük çaplara ulaşmıştır. Hatta uyuşturucu ticaretinden daha büyük paralar elde eden uluslararası örgütler bile sigara kaçakçılığındaki parayı keşfettikten sonra, sektör değiştirmişlerdir. Sigara kaçakçılığı bugün Çin’den Avrupa ülkelerine kadar uzanan geniş bir alana sahiptir. Uluslararası organizasyonun Türkiye ayağında ise ilginç gelişmeler yaşanmaktadır. Önceleri Çin’de üretilip Türkiye’ye kaçak yollardan sokulan sahte sigaralar artık komşu Irak’ta da üretilmektedir. Güvenlik birimlerince yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen verilere göre, bu bölgede bulunan aşiret reisleri yanında, PKK da ciddi miktarda gelir elde etmektedir.
Bir grup milletvekili, konunun enine boyuna araştırılması için Meclis Başkanlığı’na vermiş oldukları önergede; akaryakıt ve tekel ürünleri üzerindeki yüksek verginin, kaçakçılığın artmasında etkili olduğu, yurda kaçak olarak sokulan akaryakıt ve sigara ürünlerinin piyasada yarı fiyatına satıldığı, akaryakıt kaçakçılığı yüzünden devletin uğradığı vergi kaybının 3 milyar YTL’yi bulurken, sigara kaçakçılığı sebebiyle Hazine’nin uğradığı kaybın ise 1 milyar YTL olduğu, sıkı tedbirler sebebiyle son dönemde kaçakçılığı daha çok mafya ve terör örgütlerinin yaptığı, belirtilmiştir. Eski Tekel Genel Müdürü Mehmet Akbay, sigara kaçakçılığının dünyanın sorunu olduğunu belirterek, sigara kıymetinin üçte ikisi oranında vergi alınıyorsa, kaçakçılık girişiminin olacağını, yabancı sigara yasağı olan dönemde Türkiye’nin soyulduğunu, 1950-60’lardan itibaren sürekli kaçak sokulan yabancı sigaradan vergi alınmadığını, fiilen satılan kaçak sigarayı legalize ederek vergilendirmenin doğru bir politika olduğunu, belirtmiştir.
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, sigaradan alınan yüksek oranlı Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) Türkiye’de sigara kaçakçılığını teşvik eder hale geldiğini, dışardaki sigarayla, Türkiye’de satılan arasında çok ciddi bir fiyat farkı oluştuğunu ve böyle durumlarda ucuz olan malın bir yolunu bulup geleceğini, bir yandan içerde verginin arttırıldığını, diğer yanda da gümrükçüye ‘Hadi bakalım yakala’ dendiğini, bunun kolay olmadığını, Türkiye’nin bu tecrübeyi geçmişte yaşadığını, o zaman çok yüksek vergiler nedeniyle, devamlı bir kaçakçılık olduğunu, fiyatlar eşitlenince 15 yıl ciddi bir sıkıntı yaşanmadığını, ama son dönemde sigara kaçakçılığının tekrar sıkıntılı ve tehlikeli bir boyut kazandığını, Dünyanın her yerinde, içki ve sigarada büyük vergi olduğunu, İngiltere’de sigaraya çok yüksek vergi konulsa bile, 32 bin dolar milli gelirden dolayı vatandaşlarının alım gücünün yüksek olduğunu, çevremizde milli geliri daha düşük ülkelerin bulunduğunu ve bu ülkelerde kurulmuş bulunan firmaların, bu konuda önemli rol oynadığını, belirtmiştir.
British American Tobacco (BAT) Türkiye Kurumsal İlişkiler Direktörü David Wilson, kaçak yollarla yurda sokulan sigaraların, sektörün ve hükümetin başına musallat olmuş önemli bir problem olduğunu, sigara pazarı açısından Türkiye’nin dünyada 7’nci büyük pazar olduğunu, yıllık ortalama 110 milyar adet sigara potansiyeliyle kritik eşiğin üzerinde olan büyük pazar sayıldığını, Hükümetin de aslında vergi oranlarının bu kadar yüksek olmasının kaçak sigara açısından risk taşıdığının farkında olduğunu, çünkü komşu ülkelerin perakende fiyatlarıyla, Türkiye’deki fiyatlar arasında ciddi bir uçurum olduğunu, bu sınırlardan kaçak ve sahte olarak üretilmiş ürünleri sokma konusunda çeşitli amaçlar taşıyan kişiler için Türkiye’nin cazip hale geldiğini, komşu ülkelerdeki perakende satış fiyatının vergi oranları sebebiyle Türkiye’dekinden daha ucuz olmasının kaçakçılığı tetiklediğini belirtmiştir.
Türkiye’de sahte ve kaçak sigara miktarının, yeni ÖTV ile birlikte daha da artacağı tahmin edilmektedir. Burada en büyük darbeyi başta Tekel’in 216 Samsun ve 2001 sigarası almaktadır. Maliye Bakanlığı’nın bu yanlış vergi politikası ile kaçak sigara artmakta ve dolayısıyla artışla öngörülen vergi tahsilatı da düşmektedir. Oysa sigara ve içkide sağlıklı bir vergi politikası izlenmiş olsa, hem kaçak sigara olmayacak, hem de tüm sigara satışları kayıt altına alınacaktır.
Ülkemizde mafya yeniden güçlenmişse, bunun suçlusu başka yerde affettiği vergiyi tiryakiden toplamaya çalışan devlettir. Türkiye’de sigaradan çeşitli adlar altında alınan vergilerin oranı artırıldıkça sigara kaçakçılığı da artmaktadır. Sonunda, kaçak sigaradan alınamayan vergi de dumanlaşmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde sigara tüketimi hızla düşmektedir. Bunun bir yöntemi bilinçlendirme, diğeri de yüksek vergilerle sigarayı daha pahalı hale getirmektir. Son yıllarda gelişmiş ülkelerde sigaraya bağımlılık hızla düşmektedir. 1970-1990 yıllarında Kanada % 35, ABD’de % 28, İsviçre’de % 16 ve İngiltere’de % 32 oranında azalırken, aynı yıllar arasında Polonya’da %20, Yunanistan’da %36 ve Kore’de %27 oranında sigara kullanıcıları artmıştır. Bu nedenle bu devler gelişmekte olan ülkelere saldırdılar. ABD’de MIT’de sağlık ekonomisti olarak çalışan Jonathan Gruber, sigaraya her yüzde 10’luk zammın yüzde 5-6 kadar tiryikiliği azalttığını belirtmektedir.
Gelişmiş ülkelerde halen okul çağındaki çocukların %20’si günlük sigara içicisidir. Tütün endüstrisinin ayakta kalması için sigara içen erişkinlerdeki ölümleri ve kendiliğinden bırakanları karşılayacak kadar yeni içicinin eklenmesi gereklidir. Bunlar özellikle çocuk ve gençlerdir. Günümüzde erişkin sigara içicilerinin %80’inden fazlası 18 yaşından önce içmeye başlamaktadır.
Dünyada 1,1 milyar insanın sigara içtiği hesap edilmektedir. Yapılan araştırmalarda sigara içenlerin çoğunluğunun fakir ve gelişmekte oan ülkelerde yoğunlaştığı görülmektedir. Tiryakilerin yüzde 15’inin zengin ülke insanları olmasına rağmen bu oranın geri kalmış ülkelerde yüzde 85 olması dikkat çekici bulunmaktadır.
Üç büyük sigara üreticisi olan Altria, BAT ve Japan Tobacco yeni rekorlara koşmaktadır. Endonezya ve Rusya, İran, Ukrayna Pakistan Bangladeş gibi gelişmekte olan pazarlarda tiryakilerin daha pahalı markalara yönelmeleri şirketlerin kârlılıklarını arttırmaktadır. Aralarında Lucky Strike ve Kent gibi ünlü markaların sahibi olan British American Tobacco, Rusya, Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelerde satışlarının artması nedeniyle, gelirlerinin beklentilerin üzerinde büyüdüğünü duyurdu. Mild Seven ve Peace markalarının üreticisi olan Japan Tobacco, Rusya ,İran ve Ukrayna’daki genişlemenin yılın ilk yarısında kârlılığı artırdığını bildirdi. Altria’ya ait Philips Morris International mayıs ayında Endonezya’nın üçüncü büyük sigara üreticisi Sampoerna’yı 5 milyar dolara satın aldı. Altria ayrıca, ünlü Marlboro markasını Çin’de satmak için ortak aramaya başladığını da duyurdu.
Türkiye’de yetişkin nüfusun yarıya yakınını oluşturan 17 milyon kişinin sigara içtiği tahmin edilmektedir.( Hesaplamalara göre, Türkiye’de sigara için yapılan harcama bir günde 50 milyon YTL.sını bulmaktadır.) Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi, Türkiye erkekler arasında dünyada sigara içme oranı en yüksek üçüncü ülke, ama kadınlar da hesaba alınınca birinciliğe yükselmektedir. Türkiye’de her 3 erkekten ikisi, her dört kadından da biri sigara içmektedir.

15 yaş üstü nüfus içinde tiryakilik (%)
Erkekler Kadınlar Ortalama
Kore 70 10 40
Filipinler 65 18 42
Türkiye 63 25 46

SİGARA KAÇAKÇILIĞININ YURT İÇİNDEKİ SATIŞLARA ETKİSİ
Türkiye’deki kaçak sigara hacmi 20 bin tona ulaşmıştır. Bu 20 milyar adet, yani 1 milyar paket sigara demektir. Yıllık üretimimiz 2.5 milyar pakettir. Türkiye’ye genelde Tekel markalı sahte sigaralar girmektedir. Yapılan mevzuat düzenlemeleri ile de sigara piyasasını denetleyen kurum kalmamıştır. Böyle olunca da, sigara kaçakçılığı hızla büyümekte ve pazardan milyar doların üzerinde bir dilimi koparmaktadır.
Tekel’in pazar payı son 3 yılda yüzde 18 azalmış, 2002’de yüzde 60 olan pazar payı, 2003’te yüzde 56, 2004’te yüzde 48 ve 2005’te yüzde 42’ye düşmüştür. Özellikle doğu ve güneydoğuda Diyarbakır, Siirt, Urfa’da, Tekel’in satışları yüzde 35 ila yüzde 50 oranlarında azalmıştır. Hakkari’de Tekel’in satışlarındaki düşüşün yüzde 60’ları ve Şırnak’taki satışların da yüzde 92’leri bulduğu görülmektedir.
Eski Tekel Genel Müdürü Sezai Ensari yaptığı açıklamalarda, sahte sigara miktarının 1 katrilyona ulaştığını, bu yüzden devletin 750 trilyon liralık da bir vergi kaybı olduğunu söylemiş ayrıca, kaçak sigara girişleri sebebiyle Tekel’in pazar payını ülke genelinde yüzde 40 kaybederken, doğu illerinde bu oranın yüzde 70’e kadar çıktığını, belirtmiştir. Tütün Eksperleri Derneği, Türkiye’deki sahte ve kaçak sigaraların bünyelerinde bulunan hammadde, katkı maddeleri ve standart dışı maddelerin son derece tehlikeli olduğunu, bu tür sahte sigaraların Türkiye’nin her yerini işgal ettiğini belirtmiştir. Tütün Piyasası Dairesi Uzmanı Bülent Sanlı’nın raporuna göre; 1999-2004 yılları arasında 11 milyon 905 bin 494 paket kaçak sigara yakalanmış, kaçak sigaralar da Tekel 2000, Tekel 2001 ve Samsun 216 markalarının yoğun olduğu tespit edilmiştir. ,
Uzakdoğu’da üretilen bir paket Marlboro, Türkiye’deki kaçakçıya 250 bin liraya satılmaktadır. Yol masraflarının ardından piyasaya girdiğinde 1 milyon 750 bin liraya satılmaktadır. Paket başına 1.5 milyon lira kar edilmektedir. Bir kartonda 15 milyon, 50 kartonda 750 milyon, 900 kutudan oluşan (bir box 50 karton) 40’lık konteynırda yaklaşık 675 milyar lira haksız kazanç elde edilmektedir. Şu anda bir paket Marlboro’dan 2 milyon 880 bin lira vergi alınıyor. Sahte Marlboro’nun kartonunu Kuzey Irak’tan 5 milyon liradan Türkiye’ye sokan kaçakçılar, 15 milyona piyasaya vermektedirler.
Diğer taraftan, Türkiye’de 2 milyon 900 bin liraya satılan Tekel 2000, K. Irak’tan alındığında 125 hatta 100 bin liraya düşmektedir. Tekel’in diğer markalarında ise fiyat farkı paket başına 50 bin ile 250 bin lira arasında değişmektedir. Dolayısıyla, Kuzey Irak’ta üretip satılan sahte sigaraların birim fiyatları iç piyasanın 1/30’u kadar ucuz bulunmaktadır.

Sigaranın Yurtdışında Sahtesinin Yapılması
Türkiye’ye yıllardır Çin, Malezya, Kıbrıs Rum Kesimi ve İran üzerinden kaçak ve taklit sigara girmiştir. Ancak 2004 yılında sigara kaçakçılığı güzergahı değişmiştir. Türkiye’ye son dönemlerde Kuzey Irak üzerinden yüklü miktarda kaçak ve taklit sigara girmekte ve sigara kaçakçılığının yeni merkezinin Kuzey Irak olduğu ifade edilmektedir. Tekel yetkilileri, Ukrayna, Çin, Makedonya, İran ve Kuzey Irak’ta kurulan fabrikalarda Tekel’in en çok tutulan Samsun 216, Tekel 2000 ve Tekel 2001 sigaralarının sahtesinin üretilmekte olduğunu ve genellikle Camel, Winston gibi yabancı ürünlerde sahteciliğin yapılmadığını, daha çok kaçak sigara olayının söz konusu olduğunu belirtmektedirler. ,
Kuzey Irak’ta, Peşmergelerin hakim olduğu Bağdat, Süleymaniye, Erbil ve Duhok’ta kurulan fabrikalarda ve evlerde binlerce kişinin Çin malı küçük makinalarla, başta Marlboro olmak üzere Philipmoris, Polo Clup, Esse, Samsun 216, Tekel 2000, Tekel 2001 gibi her türlü sigara üretilmektedir. Tekel’in ihraç amaçlı tütünlerini alan yabancı menşeli bazı firmaların, bu tütünleri Irak’a taşıyarak, kaçak sigara üretiminde kullandığı ve yasadışı yollarla Türkiye’ye getirdiği belirtilmektedir. ,
Eski Tekel Genel Müdürü Sezai Ensari, tüketicinin sahteyi bilmesinin neredeyse imkansız olduğunu, paketin dışının gerçek sigara görünümünde olduğunu, ama sahte sigara analizlerinde, tütünde törpülenmiş tahta tozunun bile bulunduğunu ve en kötü Hindistan Tütünü, Türki Cumhuriyetlerine ait Dübek tütünü ve çaput parçalarının olduğunu, resmen dolgu malzemesinin kullanıldığını, aromanın yer almadığını, TAPDK Başkanı Niyazi Adalı da, kaçak ve sahte sigaralarda, plastik, iplik, kağıt, mukavva, küf, böcek ve larvaları ile çok tehlikeli koku ve katkı maddeleri bulunduğunu belirtmektedirler.
Ayrıca sahte sigara üretiminde Tekel’den emekli olmuş tütün eksperlerinin kullanıldığı ve sahte sigaranın, insan ve çevre sağlığına çok daha fazla zarar verdiği ve sahte sigara zararının, normal sigaranın insana verdiği zarardan 3-4 kat daha olduğu ifade edilmektedir. Yabancı şirketlerin, sahte olarak üretilen Tekel’e ait sigarayı içen tiryakiyi bundan uzaklaştırmak ve Tekel’den vazgeçirtip, yabancı sigaraya alışkanlık kazındırmak, istedikleri iddia edilmektedir. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, kaçak sigaralarda Türkiye’de üretilen tütünlerin kullanılmadığını, yapılan analiz sonucunda sigaraların, Hindistan ve Çin’in ürettiği Virginia tütünleri ile Türk Cumhuriyetleri’ndeki tütünlerden yapıldığının tespit edildiğini belirtmiştir.
Sigaranın Yurda Sokulma Şekli
Türkiye’ye son yıllarda, Çin, Dubai, Malezya, Rusya, Azerbaycan, Ukrayna, Kıbrıs Rum Kesimi, İran, Kuzey Irak, Çek Cumhuriyeti ve Makedonya’dan, kaçak ve sahte olarak üretilmiş ürünler, yurda kaçak olarak sokulmaktadır. ,
Ukrayna’daki korsan fabrikada üretilen kaçak sigaralar, Güney Kıbrıs Rum kesimi üzerinden gemilerle Mersin’e getirilmekte ve Taşucu bölgesinde boşaltılmaktadır. Nahcivan rotasında Iğdır kullanılırken, K. Irak’tan yapılan kaçakçılıkta ise Habur sınır kapısı tercih edilmektedir.
Sahte ve kaçak sigaralar, Türkiye’ye genellikle deniz yoluyla konteynırlarla girmektedir. Bir konteynır sahte ve kaçak sigaranın Türkiye’ye girişinde devlet, 1 milyon dolar vergiden mahrum kalmaktadır. AB’ye dayandırılan bilgilere göre, Çin kaynaklı kaçak sigaranın yeni bir rotası, Porto Riko’dan İspanya’nın Valencia kentine, oradan Kıbrıs Rum kesiminde Limasol, Beyrut, Irak ve İran’a ulaştıktan sonra Türkiye’dir. Habur Sınır Kapısı’ndan Tekel 2000, Samsun 216 ve Maltepe gibi Türkiye’de üretilen sigaraların sahtesi yapılarak yurda sokulmaktadır. Sınır ticareti kapsamındaki Gürbulak kapısı da önemli kaçak sigara giriş noktaları arasında yer almaktadır. Gürbulak’tan daha çok İran’da daha ucuza alınan sigaralar, kaçak olarak sokulmaktadır. İran’dan getirilen kaçak sigaranın 500 milyon paket olduğu ifade edilmektedir
Tekel tarafından yapılan tespitlere göre; Çin, Makedonya ve İran’da kurulan fabrikalarda Tekel’in en çok tutulan Samsun 216, Tekel 2000 ve Tekel 2001 sigaralarının sahtesi üretilmekte ve bunlar Türkiye’ye en çok Kuzey Irak’tan gelen kamyonların zulalarında getirilmektedir. Ayrıca, İstanbul ve Bursa’ya bağlı deniz gümrüklerinden de ülkeye sokulmaktadırlar. Diğer taraftan, ihraç kaydıyla satın alınan sigaranın iç piyasaya sürülmesi de söz konusu olmaktadır. Özellikle Mersin Serbest Bölgesi’nden Mersin Limanı’na aktarılan sigaralar, trenlerle Ege ve Akdeniz bölgesindeki free shoplara gönderilmiş gibi gösterilmekte, ancak önemli bir bölümü free shoplara girmeden iç piyasaya sürülmektedir.
Gümrük Müfettişlerinin 24.06.2003 tarihli raporunda; yurtiçi fiyatı yüksek olan Tekel 2000’in zararına ihraç edildiği, Türkiye’deki bazı firmalarca ihraç edilmiş gibi gösterilen sigaraların, gerçek dışı kaşe ve mühürlerle çıkış beyannamesi tanzim edilerek, hiç gümrük muamelesine tabi tutulmadan, ihraç edilmiş gibi gösterilerek ülke içinde doğrudan satıldığı, gerçek gümrük çıkış beyannamesi düzenlenmiş, sigara yüklü konteynerin de, gece mührünün kırılarak açıldığı, içindeki sigaraların boşaltılıp, paçavra, tuvalet kağıdı doldurulan ya da boş bırakılan konteynerin, mühür taklit edilerek kapatıldığı, bu şekilde sigara yüklü sanılan konteyner ihraç edildiği, diğer yöntem ise yurtdışına usulüne uygun gönderilen sigaraların, gümrük muamelesine tabi tutulmadan aynı konteynerlerle Türkiye’ye sokulduğu, belirtilmektedir.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu sınırlarından özellikle, Habur bölgesinden, Çukurca-Beytüşşebap-Uludere’den büyük boyutlarda sahte ve kaçak sigara girişi yapılmaktadır.
Farklı gümrük kapılarından farklı beyanda bulunarak TIR ve kamyonlarla Türkiye’ye sokulan sigara miktarı da oldukça yüksektir. Bir diğer yöntem ise zulayla geçirme. Araçların çeşitli yerlerine yapılan zulalarla Türkiye’ye sokulan kaçak sigara miktarı da oldukça yüksektir. Zula olarak en çok içi akaryakıt dolu olan tankerler kullanılmaktadır. İçine akaryakıt girmeyecek şekilde ambalajlanan sigaralar, akaryakıt dolu tankerlerin içinde veya denetimlerin çok sıkı olduğu zamanlarda ise Hakkari sınırından, katırlarla Türkiye’ye getirildiği görülmektedir.

Kaçakçıların, Türkiye’deki Serbest Bölgeleri kullanması;
Gümrük Müsteşarlığı’nca hazırlanan raporda; kaçak sigara ticareti yapan şebekelerin, serbest bölgeleri üs olarak kullanıldığı ve özellikle serbest bölgelerdeki mevzuat ve idari yapıdan da yararlandığı, Çin, Malezya, Kuzey Irak gibi ülkelerde sahte olarak üretilen sigaralar ile yurtiçinde üretilip ihraç için serbest bölgeye alınan sigaraların yanıltıcı beyanlarla, ihraç edilmiş gibi gösterilip veya hiç kayda geçirilmeden kaçak olarak yurda sokulduğu belirtilmektedir.
Mersin Emniyet Müdürlüğü’nün 2004 raporunda ise; Çin, İspanya, Lübnan ve Kıbrıs Rum Kesimi üzerinden Mersin Serbest Bölgesi’ne gelen sahte sigaranın, buradan Türkiye’ye ve çevre ülkelere dağıtıldığı, serbest bölgeye giren malın çıkışının da yapıldığı, ama bu bölgede yeterli denetim olmadığı için sigaraların bisküvi kutusu içerisinde de çıkabildiği, suç örgütlerinin en çok tercih ettiği yöntemin paravan şirketler kurularak ‘yatay satış’ yapılması olduğu, Türkiye’ye deniz yoluyla gelen kaçak ve sahte sigaraların, Mersin Serbest Bölgesi’nde ya farklı beyan edilerek ya da kurdurdukları paravan şirketlere satılmış olarak gösterildiği, depolarda olması gereken sigaralarında bu süreçte piyasaya sürüldüğü, belirtilmektedir. Gümrük Müfettişlerince hazırlanan raporda da; Mersin Serbest Bölgesi’nde faaliyet gösteren bazı şirketlerin, sigara kağıdı, filtre ve kartonları, Dubai’deki bir şirkete gönderilmek üzere faturalandırılarak uluslararası sularda el değiştirilerek, Dohuk kentindeki “Kany Company” şirketine yolladıkları, yine sigara üretiminde kullanılan teknik malzemelerin de, Dohuk kentindeki Fahir İbrahim Muhammed firması’na gönderildiği ve bölgede üretilen kaçak ve sahte sigaraların değişik yöntemlerle Türkiye pazarına sunulduğu, ifade edilmektedir.
İsrail, İtalya, Belçika gümrükleri ile Avrupa Komisyonu’ndan Gümrük Müsteşarlığı’na yapılan “sigara kaçakçılığı” ihbarları doğrultusunda yapılan inceleme sonucunda, sigara kaçakçılığı ortaya çıkarıldı; Mersin Serbest Bölgesi’nde 20 milyon dolar değerinde 130 bin kutu sigaranın olması gereken yerde bulunmadığı tespit edilmiştir.

Kaçakçıların, Gümrük Hattı Dışı Eşya Satış Mağazalarını (Free-Shop) kullanması:
Gümrük Hattı Dışı Eşya Satış Mağazaları (Free-Shop); Türkiye’ye gelen veya Türkiye’den giden yolcular ile transit yolculara, yabancı devletlerin veya uluslararası kuruluşların Türkiye’deki temsilciliklerine ve mensuplarına, yabancı ülkelere sefer yapan gemi ve uçaklara, yat limanlarına, gelip giden veya kışlayan yat ve tekne sahiplerine ve yabancı basın yayın organlarının yabancı uyruklu mensuplarına gümrüksüz olarak eşya satışı yapan kuruluşlardır.
Gümrük Teftiş Kurulu tarafından, free shop’larda içki ve tütün ürünlerinin yurda sokulmasıyla ilgili olarak hazırlanan inceleme raporunda; ABD ve AB ülkelerinin tamamında 1999’dan bu yana ülkeye girişte gümrüksüz satış mağazası bulunmadığına dikkat çekilerek, Türkiye’de hem çıkışta hem de girişte gümrüksüz satışa izin verildiği, fiyat avantajı dolayısıyla giriş yapanların da Türkiye’deki free shoplardan alışveriş yaptıkları, yurtiçinde vergileri yüzde 343 ile yüzde 180 olan içki ve tütün ürünlerine Türkiye’ye giriş yönlü olarak free shoplarda yıllık 200 milyon euro harcandığı, oysa ki bu uygulamanın dünyada olmadığı, bu miktarda ürün için, yürürlükteki gümrük oranları uygulandığında 400 milyon euro vergi ödenmesi gerektiği, son beş yıl itibariyle kayıbın 2 milyar euro olduğu, belirtilmiştir. Günübirlik giriş-çıkışlarda vize olmaması ve çıkış harcı ödenmemesi nedeniyle Türkiye’ye giriş çıkış yapan Bulgarlar’la anlaşan çetenin, bu kişiler adına free shoplarda satılmış görünen içki ve sigarayı İstanbul başta olmak üzere tatil yörelerine sevk ettikleri belirlenmiştir. İran, Irak, Nahçıvan, Bulgaristan gibi ülkelerden çok sayıda araç, yurda giriş ve çıkış yapmaktadır. Örneğin, Gürbulak’tan da, her gün 2 bin kişi İran’a gidip gelmektedir. Bu 2 bin kişi beraberinde 6 bin karton sigara ile dönmektedirler. Bu sistemle sadece Habur ve Gürbulak’tan Türkiye’ye yılda yaklaşık 50 milyon paket sigara sokulmaktadır. Türkiye’deki bayilerde 37 milyon 500 bin lira olan bir karton Marlboro’yu, Kuzey Irak’tan 5 milyona alan aracılar, Türkiye’ye getirerek 15 milyon liraya piyasaya sürmektedir. Yine İran’da kartonunu 15 YTL’ye alan bölge insanı Türkiye’de aynı ürünü 40 YTL’ye aynı gün satmaktadır. İçimi açısından gerçeğinden kolay kolay ayırt edilemeyen kaçak sigaralar özellikle sınır illerinde oldukça fazla oranda tüketilmektedir.
Gümrük Müsteşarlığı denetim elemanlarının yaptığı incelemeler sonucunda; Türkiye’ye hiç giriş-çıkış yapmayan kişilerce bile free-shoplardan alışveriş yapıldığı, bazı pasaportlarla da bir çok mağazadan kısa aralıklarla alışveriş yapıldığı, free-shopların satış listesinde ilk sırada yer alan sigara satışlarında yasal sınır 3 karton olmasına karşın, usulsüz alışveriş yapanların bu yasal sınırı deldiği, free-shoplarda pasaporta yazdır yöntemiyle kanuni sınırların çok üzerinde alışveriş yapıldığı, uçuş listeleri alınarak, alışveriş yapmayan yolculara satış yapılmış gösterildiği, hatta kesilen satış fişlerinin alfabetik sıraya göre dizildiği, kesilen fişlerdeki bütün yolcuların, aynı içki ve sigaralardan aynı miktarlarda almış göründüğü, bu satışların mağazaya giren yolculara yapılan rutin satış değil, önceden planlanmış yolcu dışı kişilere yapıldığı tespit edilmiştir. Free–shop’lardan sigaraların beyan dışı çıkarılarak piyasaya sürüldüğü iddiaları da bulunmaktadır.
Gümrük Müsteşar Yardımcısı Tuna Turagay, free-shop’un yolcu dışındaki kişilere yönelik olarak ticari amaçla kullanılmasının yasak olduğunu ve free-shop’lardan yapılan içki ve sigara satışlarının iç piyasadaki satışlar ve ithalatın 3-4 katına ulaştığını bunun da normal bir durum olmadığını vurgulamıştır. .
Gümrük kapılarında en çok suiistimal edilen günübirlik geçişlerde yapılan sigara ve alkollü içki satışlarına Gümrük Müsteşarlığı yasak getirmiştir. Bundan böyle ülkeye karayoluyla giriş-çıkışlarda en az üç tam gün geçirme şartı aranacaktır. Gümrük kapılarına gönderilen talimatta, 04.01.2006 tarihinden itibaren geldiği ülkede 72 saatten az kalanların free shop’lardan (gümrük vergisiz satış mağazaları) içki ve sigara alamayacağı bildirilmiştir. 48 saati aşanlar için 70 YTL çıkış harcı verme zorunluluğu da bu yolla yapılan kaçakçılığı cazip olmaktan çıkarılacaktır.
Kapıkule’de yapılan kaçakçılığın sadece Türkiye’ye değil, Avrupa’ya da yapıldığı ortaya çıkmıştır. Gümrük Müfettişleri tarafından yapılan soruşturmada kaçakçıların, anlaştıkları free shop şirketlerinden ucuza aldıkları sigara ve içkileri İngiltere, Makedonya, Arnavutluk, Yunanistan, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Sırbistan gibi sigara ve içkinin pahalı olduğu ülkelere sattıkları, belirlenmiştir. Sahipleri tutuklanan bazı free shop mağazalarında ele geçirilen disket ve CD’lerin incelenmesi sonucunda bu şirketlerin Türkiye’ye giriş-çıkış yapan kişilere satmış gibi gösterdikleri sigara ve içkileri bazı AB ülkelerine pazarladıkları belirlenmiştir. Bir güvenlik yetkilisi, Avrupa’da sigaranın Türkiye’dekinden yaklaşık üç kat daha pahalı olduğunu, bunu fırsat bilen Kapıkule’deki free shop şirketlerinin Avrupalı kaçakçılara sigara sattıklarını söylemiştir.

Kaçakçılar, nargile tütünü kaçakçılığı da yapmaktadırlar.
Son yıllarda moda olan ve hedef kitlesi maalesef 15-25 yaş arası olan ve sadece, İstanbul’daki nargile cafelerde tüketilen aylık miktarı 50 ton civarında olan kaçak aromalı nargile tütününün maliyeti, kilo başına 8 dolardır. Yeni ÖTV Kararnamesi devreye girmeden önce, izin alarak nargile tütünü üretimine başlayıp, piyasaya vergi dahil 17 dolara satış ağlarını kuran 4 firma, yeni ÖTV’ye göre, kilogramını minimum 5 dolara satabileceklerinden ve beş katı pahalı malı da kimse almayacağından, üretimi durdurmuşlardır.
Yasadışı yollardan kaçak olarak getirilen sentetik aromalar ve alfatoksin içeren kaçak nargile tütünleri ile yüksek vergilerden dolayı rekabet edilememekte ve maalesef yasaların boşluklardan ve kadroların yetersizliğinden istifade eden kaçakçıların kurdukları ağlar, maalesef kırılamamaktadır. Son yıllarda nargile kıraathaneleri pıtrak gibi her tarafı sarmış durumdadır. Çoğu kaçak tütün kullanmaktadır. İyi niyetli üreticilerin de yakındığı gibi Türkiye’ye büyük miktarlarda kaçak nargile tütününün sokulması giderek artmaya başlamış durumdadır. Aynı sigara ve içkide olduğu gibi nargile tütünleri çoğunlukla, Suriye ve Irak’tan gelmektedir.

Kaçak Sigara Üretiminin Önlenmesi İçin Yapılabilecekler
Bürokratların Mart ayında Brüksel’de yaptığı toplantıda AB yetkililerince, Türkiye’de sigara ve içkiye çok yüksek vergi uygulandığı ileri sürülmüştür. Türkiye’nin eleştirilmesi üzerine, kısa süre önce kaçak sigaraya karşı hükümetle ortak mücadele kararı için Maliye ve Gümrük yetkilileriyle biraraya gelen özel sektör sigara üreticileri tarafından, ÖTV artışı yerine fiyat artışı istenmiştir Uygun görülen talep doğrultusunda TEKEL, Philsa, JTI ve Imperial Tobacco ürünlerine yüzde 2.2 ile yüzde 16.7 oranında zam yapılmıştır. Sigaraya yüzde 10’luk zammın, yüzde 5-6 kadar tiryikiliği azalttığı belirtilmektedir. Buna karşın, Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir düzeyi ile eğitim seviyesinin düşük olması ve sınırlarımızın da coğrafik yapısının kaçakçılığa elverişli olması nedeniyle sigara fiyatına yapılan son zam, sigara kaçakçılığını arttıracaktır.
1177 sayılı Kanunun tütün tekelini düzenleyen 38. maddesinin 1986 yılında kabul edilen 3291 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmasıyla tütün ve tütün mamullerindeki tekel kaçakçılığı gümrük kaçakçılığına dönüşmüştür.
4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 16. maddesinde “Mülki amirler, gümrük ve gümrük muhafaza amir ve memurları, Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personel bu Kanunun suç saydığı fiilleri önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlüdür… ” hükmü ile kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanlar belirtilmiştir. Bu türlü suçların özel takip gerektirmeleri sebebiyle Emniyet teşkilatında da kaçakçılık ve organize suçlar kapsamında diğer suçlardan ayrı özel bir daire başkanlığı ihdas edilmiştir. Ancak kaçakçılıkla mücadele edecek emniyet ve gümrük personelinin teknik donanım eksikliği bulunmaktadır. Özellikle gümrük teşkilatında genç ve nitelikli yeterli sayıda personele ihtiyaç bulunmaktadır. 1994 yılında Türkiye’nin dış ticaret hacmi 43.5 milyar dolar iken, gümrükte çalışan personel sayısı 8 bin 900 idi. Bugün Türkiye’nin dış ticaret hacminin 160 milyar dolara ulaşmasına rağmen, gümrükte çalışan personel sayısının 7 bin 700 olduğu görülmektedir. Fransa’da çalışan gümrük memuru sayısının 20 bin, Almanya’da 30 bin olduğu dikkate alındığında, gümrük kapılarında etkin bir denetimin niçin yapılamadığı ortaya çıkmaktadır. Buna alt yapı ve teknik donanım eksikliği de ilave edilirse, denetim yetersizliği ortaya çıkacaktır.
Önceleri uyuşturucu işi dahil çeşitli sektörlerde çalışan organize suç örgütleri son dönemde, kazancın büyük, riskin az olması sebebiyle, kaçak sigara piyasasına yönelmişlerdir. Riskin az olmasının nedenlerinden biri mevcut kanunlardır. Kaçak sigara ile yakalanan sanıklar, mevcut kanunlara göre mali suç kapsamında değerlendirilip hapis cezasına çarptırılmamaktadırlar. Suçun mali suçlar kapsamından çıkarılıp ağır ceza kapsamına alınması gerekmektedir. 2003 yılında yürürlüğe giren, yeni 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu risk unsurunu kaldırmıştır. Sigara kaçakçısı eğer yakalanırsa, sadece soruşturma suresince alıkonmakta, Savcılığa sevk edildikten sonra “Ön Ödeme Sistemi” ile serbest bırakılmaktadırlar. Adli Sicil kayıtları bile tutulmamaktadır. Herhangi bir hapis cezası da işletilmemektedir.
Son yıllarda sigara ve içki kaçakçılığında büyük bir yer tutmaya başlayan gümrük hattı dışı satış mağazalarından (Free-Shop), AB mevzuatına uyum çerçevesinde, yurda giren yolculara satış yapan mağazaların kapatılması gerekmektedir. Çünkü söz konusu mağazalarda alınan sigara vb. eşyaların yurt içinde ticari olarak satılması yasak olmasına karşın, bunun yurt içinde satılmasının engellenmesi kolay olmamaktadır. En son Kapıkule’de yapılan free-shop mağazalarına yönelik operasyonlar bunun en güzel örneğidir.
Kaçakçılıkla mücadele için alınması gereken önlemler arasında yer alan, orijinal paketlerin taklit edilmesini zorlaştıran ısıya duyarlı bandrollerin yılbaşından itibaren kullanımına başlanmıştır. Tüketici bandrol üzerine elini koyduğunda vücut ısısı ile birlikte ‘‘TAPDK’’ logosunun rengini değiştirecek, ayrıca bandrol sahte para kontrolünde kullanılan mor ötesi lambaların kullanılması ile de tanımlanabilecektir. Bunlar elbette atılan olumlu adımlardır.
Sigara kaçakçılarının elde ettiği kar payında, etkili mevzuat, bu mevzuatların uygulanması ve ilgili kuruluşların koordineli çalışması halinde düşüş sağlanabilecektir.
Andre Gide “İyi bir başlangıç, yarı yarıya başarı demektir.”

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş

Leave a Reply