Sonuçları itibariyle tahrip edici etkilere sahip bir olgudur. Bu nedenle, yolsuzlukla mücadele büyük önem taşımaktadır. Yolsuzlukla mücadele de en etkin yol, yolsuzluğu oluşturan nedenleri ortadan kaldırmaktır. Diğer bir ifadeyle, yolsuzluğu yolsuz bırakmaktır.
Yolsuzluğun tek nedeni olarak kötü kanunu ve kötü insanı görmek yolsuzluk olgusuna temelsiz yaklaşımı ifade eder. Dolayısıyla yolsuzluğun nedenlerinin, ekonomik, siyasal, kültürel ve sosyal yapı başta olmak üzere, bir çok alanda aranması ve gün ışığına çıkarılması gerekmektedir. Yolsuzluğun tanımı ve temel unsurları dikkate alındığında, siyasal , yapısal ve yönetsel alanların öne çıktığı görülecektir. Yolsuzlukla toplumsal değer varlıklarının kaybedilmesi, toplumsal denetimin yok olması kişi başına düşen milli gelirin azlığı ve dağılımında ki adaletsizliği, eğitim seviyesinin yetersizliği, hukuk kurallarının yetersizliği ve cezaların caydırıcılığının bulunmaması , demokrasi kültürünün yeterli seviyeye ulaşmamış olması, spekülatif ve haksız kazanç eğilimlerinin yaygınlığı, kamu kurumlarının ekonomik alanlarda ki varlığının büyüklüğü, özel sektörün hazine bağımlılığı, medya ve siyaset ilişkilerinin kredi ve teşvike dönüşmesi, makam ve mevkilerin ganimet gibi dağıtılması gibi nedenlere bağlı olarak yaygınlaşmakta ve büyümektedir.
Ülkemizde yolsuzluğun etkileri tahrip edici boyutlara ulaşmıştır. Yolsuzluğun genel ve olumsuz etkisi devlete , yönetime ve sisteme olan inancın azalması |
|
olarak karşımıza çıkmaktadır. Yolsuzluk yaygınlığı ve büyüklüğü ile doğru orantılı olmak üzere Demokrasinin temellerini sarsmakta ve siyasete olan güven zarar görmektedir. Yıkıcı etkileri ve sonuçları olan yolsuzluğa karşı yürütülecek mücadelenin de top yekün ve uzun süreli olması gerekmektedir.
Yolsuzluk ve rüşvetle kararlı bir siyasi irade kadar belki de daha önemlisi bu mücadelenin tüm topluma mal edilmesi zorunluluğudur. Yolsuzlukla mücadele tek başına siyasi iktidarlardan, yada kamu görevlilerinden beklenilmemelidir. Yasal düzenlemelerde tek başına çare olamaz. Uzun dönemde yolsuzlukla mücadele toplumun tüm kesimlerine yayılmalı ve bireylerde bu mücadele katılmalıdır. Yolsuzluğun boyutları ve yaygınlığı düşünüldüğünde bütünüyle topluma mal edilmeyen uygulamaların başarılı olamayacağı açıktır. Aksi takdirde çıkartılan her güzel yasa ve kamu yararına başlatılan her yeni uygulama daha başlangıçta su istimal edilecektir.
Nitekim doğrudan gelir desteği ödemelerinde bazı illerimizde yüz ölçümünden daha fazla arazinin beyan edilmesi Bağ-kur ve SSK karnelerinde yapılan usulsüzlükler en son yeşil kart sahiplerine eczanelerden ilaç verme uygulamasında hak sahibi olmayan insanların fazladan ilaç yazdırmak suretiyle devleti zarara uğratmaları gibi uygulamalar yolsuzlukla mücadelenin toplumsal bir kültür olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. En kötüsü de bu alışkanlıkların toplumda olağan bir davranış olarak kabul edilmeye başlamasıdır. |